14 Nisan 2026
(A2.2) Jack and the Beanstalk — Jack ve Fasulye Sırığı
ile Elmadil Online İngilizce KursuSayın Velimiz,
Kaldığınız yerden devam etmek için giriş yapıp kayıt olabilirsiniz.
İyi okumalar ve başarılar dileriz.
Elmadil-Edildikçe Kızarır
Jack and the Beanstalk — Jack ve Sihirli Fasulye
Seviyenize uygun İngilizce hikaye okuyun. Anlamadığınız cümlelerin yanındaki + butonuna tıklayarak Türkçe çevirisini görebilirsiniz.
🌲 A2.2 Seviye
📝 42 Cümle
⏱️ 8 Dakika
🔤 Temel Üst Kelimeler
Hikayede Geçen Temel Kelimeler
beanstalk — fasulye sapı
magic — sihirli, büyülü
giant — dev
courage — cesaret
treasure — hazine, değerli şey
poverty — yoksulluk
cloud — bulut
harp — arp (müzik aleti)
golden — altın renkli, altından
disappear — kaybolmak
escape — kaçmak
honest — dürüst
strange — garip, tuhaf
enormous — devasa, çok büyük
decide — karar vermek
realize — fark etmek, anlamak
worried — endişeli, kaygılı
brave — cesur
axe — balta
wonder — merak etmek
friendship — arkadaşlık, dostluk
merchant — tüccar, satıcı
angry — kızgın, öfkeli
proud — gururlu, onurlu
Jack and the Beanstalk
Jack ve Sihirli Fasulye
Jack was a young boy who lived with his mother in a small, old cottage.
Jack, annesiyle küçük ve eski bir kulübede yaşayan genç bir çocuktu.
They were very poor, and their only treasure was an old cow named Milky.
Çok yoksuldu ve tek değerli varlıkları Milky adında yaşlı bir inekti.
One cold morning, Jack's mother said that they needed to sell the cow.
Soğuk bir sabah Jack'in annesi, ineği satmaları gerektiğini söyledi.
Jack felt sad, although he understood that his family needed money urgently.
Jack üzüldü, ancak ailesinin acilen paraya ihtiyacı olduğunu anlıyordu.
"You must go to the market and get a good price for her," his mother said.
"Pazara gitmeli ve iyi bir fiyata satmalısın onu," dedi annesi.
While Jack was walking to the market, he met a strange old merchant on the road.
Jack pazara giderken yolda garip, yaşlı bir tüccarla karşılaştı.
The merchant was carrying a small bag and smiling at Jack in a mysterious way.
Tüccar küçük bir çanta taşıyor ve Jack'e gizemli bir şekilde gülümsüyordu.
"I can give you five magic beans for your cow," the merchant said confidently.
"İneğine karşılık sana beş sihirli fasulye verebilirim," dedi tüccar güvenle.
Jack wondered if the beans were truly magic, but he decided to make the trade.
Jack fasulyelerin gerçekten sihirli olup olmadığını merak etti, ama takas yapmaya karar verdi.
When Jack came home with the beans, his mother was very angry and worried.
Jack fasulyeleri eve getirince annesi çok kızgın ve endişeliydi.
"How could you sell our cow for a few beans?" she cried, throwing them out the window.
"İneğimizi birkaç fasulye için nasıl sattın?" diye ağladı ve onları pencereden fırlattı.
That night, Jack went to bed feeling guilty because he had disappointed his mother.
O gece Jack, annesini hayal kırıklığına uğrattığı için suçluluk hissederek yattı.
However, as soon as the morning came, something incredible was happening outside.
Ancak sabah gelir gelmez dışarıda inanılmaz bir şey oluyordu.
An enormous beanstalk was growing all the way up through the clouds.
Devasa bir fasulye sapı bulutların arasına kadar uzanıyordu.
The garden was full of thick green leaves and the air smelled fresh and sweet.
Bahçe kalın yeşil yapraklarla doluydu ve hava taze ve tatlı kokuyordu.
Jack thought about the dangers, but his courage was stronger than his fear.
Jack tehlikeleri düşündü, ancak cesareti korkusundan daha güçlüydü.
He started climbing the beanstalk while his mother was still sleeping inside the house.
Annesi hâlâ evin içinde uyurken o fasulye sapına tırmanmaya başladı.
At the top, he found a land above the clouds with a huge, dark castle.
Zirvede bulutların üzerinde devasa, karanlık bir kale olan bir ülke buldu.
The castle door was open, so Jack walked inside carefully and looked around.
Kale kapısı açıktı, bu yüzden Jack dikkatle içeri girdi ve etrafa baktı.
He could hear a beautiful golden harp that was playing music all by itself.
Kendi kendine müzik çalan güzel bir altın arp sesi duyabiliyordu.
He also saw a golden goose that was sitting in a large cage near the fireplace.
Ayrıca şöminenin yanındaki büyük bir kafeste oturan bir altın kaz da gördü.
Suddenly, the ground began to shake and a terrifying voice filled the room.
Aniden yer sallanmaya başladı ve korkunç bir ses odayı doldurdu.
"Fee-fi-fo-fum! I smell the blood of a human!" roared the enormous giant.
"Fee-fi-fo-fum! Bir insanın kanını kokluyorum!" diye gürledi devasa dev.
Jack felt nervous and hid quickly behind a large wooden chair in the corner.
Jack gerginleşti ve köşedeki büyük ahşap bir sandalyenin arkasına hızla saklandı.
Although the giant was looking for him, he could not find Jack anywhere.
Dev onu arıyor olmasına rağmen, Jack'i hiçbir yerde bulamadı.
As soon as the giant fell asleep, Jack grabbed the golden goose and ran fast.
Dev uyuya kalır kalmaz Jack altın kazı kaptı ve hızla koştu.
Jack climbed down the beanstalk as fast as he could, holding the goose tightly.
Jack, kazı sıkıca tutarak elinden geldiğince hızlı fasulye sapından indi.
The giant was waking up and starting to climb down after him angrily.
Dev uyanıyor ve öfkeyle onun ardından inmeye başlıyordu.
"Mother, bring me the axe! The giant is coming!" Jack shouted while he was climbing.
"Anne, baltayı getir! Dev geliyor!" diye bağırdı Jack tırmanırken.
His mother said that she was going to help him, and she brought the axe immediately.
Annesi ona yardım edeceğini söyledi ve baltayı hemen getirdi.
Jack chopped the beanstalk with strong, quick strokes of the axe.
Jack, baltayla güçlü ve hızlı darbelerle fasulye sapını kesti.
The giant fell from the sky with a loud crash and disappeared into the ground forever.
Dev gürültüyle gökyüzünden düştü ve sonsuza dek toprağın içine kayboldu.
Jack's mother hugged him tightly and said that she was so proud of his bravery.
Jack'in annesi onu sıkıca kucakladı ve cesaretinden çok gurur duyduğunu söyledi.
"I should never have doubted you," she said softly with tears in her eyes.
"Senden hiç şüphe etmemeliydim," dedi gözlerinde yaşlarla usulca.
The golden goose laid golden eggs every day, and they were going to be rich at last.
Altın kaz her gün altın yumurta yumurtladı ve sonunda zengin olacaklardı.
Jack realized that true courage means acting even when you feel scared and uncertain.
Jack, gerçek cesaretin korkmuş ve kararsız hissederken bile harekete geçmek olduğunu anladı.
He thought about everything he had learned and felt grateful for his honest heart.
Öğrendiği her şeyi düşündü ve dürüst yüreği için şükran hissetti.
From that day on, Jack and his mother lived happily, and their friendship grew stronger every year.
O günden sonra Jack ve annesi mutlu yaşadı ve dostlukları her yıl daha da güçlendi.
Bu Hikayeyi İndirin
Hikayeyi çevrimdışı okumak, yazdırmak veya sınıfta kullanmak için Word formatında indirin.
Anlama Soruları — Comprehension Questions
1. Why did Jack's mother want to sell the cow?
2. How did Jack feel when he went to bed after his mother threw the beans away?
3. Although the giant was looking for Jack in the castle, what saved Jack from being found?
4. What did Jack's mother say that shows she regretted doubting him?
5. What important lesson does Jack realize at the end of the story?
Doğru Cevap